26 Ağustos 2009 Çarşamba

İyi: Uyan Sevgili


Adnan Menderesin asılmasından 12 Eylül'e kadar süren siyasi sürecin anlatıldığı 'Hatırla Sevgili' dizisinin devamı geliyor.

'Hatırla Sevgili' ile 60'lı yıllar televizyona taşınmıştı. Yine Tomris Giritlioğlu'nun yapımcılığında, bu kez yakın tarihe ayna tutacak olan 'Uyan Sevgili' dizisinin yapılması gündemde.

80'li yılların anlatılacağı 'Uyan Sevgili' isimli projede, Hatırla Sevgili dizisinin son bölümlerinde rol alan genç kuşak oyuncuların canlandırdığı karakterlerin hikayeleri devam ettirilecek.

Show TV’de yayınlanacak dizide Bülent inal, Berrak Tüzünataç, Melis Birkan ve Saygın Soysal rol alacaklar.

Hülya Avşar'ın dizide oynayacağı duyuruldu ancak iki yetişkin kız annesi rolüne pek ısınamamış ki vaz geçti.

Siyasi tarihimizin öğrenilmesi açısından bu tür yapımlar olmalı ancak yapımcıların görevi çok önemli. Olayların her cepheden olabildiğince doğru anlatılması lazım.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Kötü: Es Es











Atv'nin yeni dizisi "Es Es" ilk bölümüyle dün akşam izleyicileriyle buluştu. Vay be çok klasik bir giriş oldu :) Konusu yaz dizilerine göre daha ağırdı. Sürekli bir zengin fakir; yukardakiler bataktakiler edebiyatı yapan diyaloglarına ragmen güzel bir diziydi. En azından gençlere güzel örnek olabilecek bir dizi.. Başroldeki Uras karakteri örnek alınabilecek sağlam bir delikanlı gibi görünüyor.

"Geçmiş günahların gölgesi uzun olurmuş. Ne geçmişi peşini bırakacaktır ne de ona sokak serserisi gözüyle bakanların zulmünden kurtulacaktır Uras... Ama kaderine ters gidecektir… Yeni arkadaşları, yeni ortamı, yeni şehir aracılığıyla hayatını değiştirmeye, düzeltmeye, içine doğduğu çukurun pisliğinden kurtulmaya çalışacaktır…
Bazılarımız o gence, el uzatmak, bir ışık olup önünü aydınlatmak, kaderini değiştirmek isteriz. Bir sokak serserisinin kendisine uzatılan eli tutması ve ışığa doğru ilerlemesinin hikayesi ES-ES."

Ne dersiniz başarabilecek mi Uras?

Not: Senaryosu bana biraz Kanal D'de yayınlanan Genco'yu hatırlattı..

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Kötü: Kanal D Geniş Aile


Kanal D nin yaz dizisi Geniş Aile beni son günlerde en çok güldüren yapım. Cevahir tiplemesi de dizideki replikler de süper. Eger seyretmeyen birileri varsa şiddetle tavsiye ediyorum . Bu da çok mu klasik oldu sevgili "iyi" :) Ama gerçekten çok sevimli bir bıçkın delikanlıyı ve ailesini karikatürize etmişler. Ufuk Özgan sempatik tavırlarıyla beğeni topluyor. Değerlendirmeye alalım arkadaşlar

Beyaz StarTV'de


Neylerse güzel eyleyen beyaz. Yeni yayın döneminde ekranlara damgasını vurmaya hazırlanıyor. Ne kadar da bayık cümledir bu damgasını vurmak. Herkes ekranlara damga vurduğundan ekran damgalılardan geçilmez oldu.

O yüzden başa alıp cümlemizi yeniden kuruyoruz: Neylerse güzel eyleyen Beyaz. Yeni yayın döneminde iddialı bir yarışma programıyla ekranların tozunu alacak(evet yeterince özgün olduk sanıırıım:))

Allahın bildiğini kuldan niye saklayalım şu medya dünyasında karakteri düzgün insan varmıdır derseniz ben bu çocuktan çok pis şüpheleniyorum. Bunça yıldır şöhretler camiasında olmasına rağmen utanmadan hala aklaki kaygılar taşıyormuş gibi bir hisse kapılıyorum.

Yine dost acı söyler mazeretine sığınıp burdan seslenelim. Beyaz şov kendini tekrar eder oldu. Silkinip kendine gel Beyaz. Konuk kalitesi de epey istikrarsız seyrediyordu bilgine. Gerçi sen zaten biliyorsundur.

Kötü: Ey Aşk Serdar'ı Evlenmeye İkna Et

İyi'nin çirkef hakkındaki tespitine katılmamak elde değil :) Bence de başrol oyuncusundan daha güzel; hem rolün havasına da girebilecektir bence.
Hakkaten o yaşlar bir bayan için biyolojik saatinin çalışmaya başladığı ve evlilik, çocuk gibi fikirlerin kafasına takılıp, geç kalmışlık korkusunu her hücresinde yaşamaya başladığı zamanlar. Bence bu dizi tutabilir. Çünkü Türkiye'de bu tarz kızlar fazlalaşmaya başladı. Başroldeki Burçin Terzioğlu'nu severim, sıcak ve komik gelir bana.. Ve tabiki Tayanç Ayaydin ilk çıktığı zamanki kepçe kulaklarına ragmen şirin bulduğum; zamanla rol kabiliyetini de arttırmış bir kişilik bence. Diziyi merakla bekliyorum

14 Ağustos 2009 Cuma

İyi: Ey Aşk Nerdesin (ATV)


Yaz dizilerinin konuları nedense bana hep bir yerlerden tanıdık geliyor. Bakalım bu dizi size hangi dizileri hatılatacak. Neyse önemli olan uyarlama olması değil kaliteli olması.
Yapım: Filmfabrik İstanbul
Yapımcı: Serkan Acar
Senaryo: Arzu Birol
Yönetmen: Emre Kabakuşak
Oyuncular: burçin terzioğlu (zeliş)
tayanç ayaydin (serdar)
fusün demirel (süheyla)
görkem yeltan (ceyda)
serkan keskin (ferhat)
metin çoşkun (necati)
erman okay (kudret)
gülden avşaroğlu (hande)
berke hürcan (tunç)
şebnem dilligil (suzi)
şener kökkaya (kamil)
bariş başar (bahadir)
şenay aksoy (şirin)

Ne zaman evleneceksin? Ne zaman anne olacaksın?
30 yaşına girmiş ama hâlâ evlenememiş Zeliş'in 'evde kalma' sendromunu anlatan dizi, izleyicileri kahkahalara boğacak. 30 yaşına basan Zeliş, İngilizce eğitim veren bir koleji bitirdikten sonra hukuk fakültesine girerek avukat olmuş, iyi arkadaşlar, sıkı dostlar edinmiştir. Henüz ortaokuldayken tanıştığı Hande ve Ceyda'yla bağını hiç koparmadan bugünlere kadar gelmiştir. Bir evlilik terapisti olan Serdar'la son üç senedir devam eden mutlu bir birlikteliği vardır. Serdar evlenmekten ve evliliğin getireceği sorumluluklardan deli gibi korkar. İlişkilerinin en başında Zeliş'e evliliğe sıcak bakmadığını açıkça söylemiştir. Zeliş, daha önce "Ne zaman evleneceksin?" ya da "Ne zaman anne olacaksın?" gibi sorulara verebileceği "Büyüyünce!" gibi çok iyi bir cevabı varken, 30 yaşına basmasıyla bu cevabı kaybettiğini anlar. Çünkü artık büyümüştür. İçini müthiş bir geç kalmışlık duygusu kaplar. Buna ister 30 yaş sendromu, ister Satürn geçişi, ister mahalle baskısı diyelim, Zeliş evliliğin geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecek olduğunun farkına varır.


Not: Çirkef'ciğim bu dizinin başrolünde keşke sen oynasaydın. Evde kaldığın için değil canım. Burçin Terzioğlu'ndan daha güzel olduğğun için. Sana evde kalmış diyenin alnını karışlarım :))

Sizi gidi kopyacılar



Yakaladım yakaladım. güzel ve bilmiş kızımız Megan Fox 'un Yeni filmi Jennifer's Body'nin afişi yoruma yer bırakmayacak şekilde True Blood'dan çalıntı. Harika Kadın ve James Bond filmlerine burun kıvıran çakma Angelina Jolie miz. Bakalım bu filminde oyunculuğunu beğendirebilecek mi?



Aramızda kalsın Angelina'yı taklit etmek ülkemizde de yaygın bir durum. Yoksa aşağıdaki Umut Akyürek fotoğrafı bir tesadüf mü? Acaba??? Sizce???

7 Ağustos 2009 Cuma

Çirkef: Ryan Reynolds


two guys a girl and a pizza place Diziyle ülkemiz ekranlarında boy gösteren fazlasıyla yakışıklı karakterimizin Ryan Reynols'un da blogumuzda yer alması kaçınılmaz oldu. Zira kendisi X-Men Origins: Wolverine” filminde Deadpool'u oynadığı gibi, Green Lantern'de Green Lantern'i oynayacak. Hatırlarsanız kendisini Blade: Trinity'de de izleyip iç çekmişliğimiz vardır.

Kendisi hakkında tatlı hayallere dalmadan önce Scarlett Johansson'la nişanlı olduğunu hatırlatalım. Alacağın olsun Scarlett...

6 Ağustos 2009 Perşembe

Çirkef: Gelinlerin Savaşı



Yaz ekranları berbat seyredecek bir şey bulamayınca film arşivimi karıştırdım. Şu günlerde canım sıkkın ağır şeylere tahammülüm yok. Romantik komedi tarzı bozuk ruh haline iyi geliyor. Bu durmda "Gelinlerin savaşı" iyi bir seçim gibi göründü.

Çok yakın iki arkadaş olan Liv (Kate Hudson) ve Emma (Anne Hathaway), çocukluklarından beri evlenip gelin olacakları o günün hayalini kurmaktadırlar. Düğün hayalleri içerisinde ikisinin de vazgeçemediği tek ayrıntı, New York’un en ünlü düğün mekanı The Plaza Hotel’de evlenmektir.

26 yaşına geldiklerinde ikisi de evlenme teklifi alır. Hayallerini gerçekleştirmek ve muratlarına ermek üzereyken evlilik danışmanlığı ofisinde yapılan bir hata sonucu aynı gün evleneceklerini öğrenirler. Hangisinin The Plaza Hotel’de evleneceği savaşı kimin kazanacağına bağlıdır. Bundan sonra, iyi olan gelin kazanacaktır...

Evlilik meraklısı olmadığımdan evlilik takıntılı kadınların her hali komik geliyor bana. 30 yaş çanları çalmasaydı mükemmel düğüne takmış bu iki kadının halleri daha komik gelebilirdi. Romantik komedileri oturup uzun uzun eleştirenleri anlamıyorum. Bazı şeyler sadece hoş vakit geçirmek kafa dağıtmak içindir. Entel olacağım diye kasıyorsan romantik komedi neden seyredersin. Tarkovski filan seyret yanim...

Filmin beğendiğim yanı iki kızın hikayesinin tamamem simetrik olmamasıydı. Bütür hikayelerde Sıkıcı ve inandırıcılıktan bir paralellik olur misal biri sevgiliyle kavga etti mi diğeri de eder birinin işleri iyi giderken diğerinkide aynıdır.

9 Temmuz 2009 Perşembe

Kötü: Arka Sıradakiler

Yanlış anlamayın; ben aslında sıkı bir Arka Sıradakiler hayranıyımdır. Diyaloglarına ve hep olması gerekeni gösterme taraflarına bayılıyorum. Ama yine sezon sonu finali kanlı bitti. Tüm sezon finallerinde klasik oldu artık Hamdi Alkan bunu yapıyor. Bir eli silahlı arkadaşları tarafından esir alınan kahramanlar ve dışarda onları bekleyen arkadaşları üniversite sınavına giremedi. Herhalde liseyi bitirirlerse dizi bitecek diye mi yapıldı bu olay anlamadım ama sonucu merak da ettim. Biran önce eylül gelse de seyredebilsek devamını :)

7 Temmuz 2009 Salı

Kötü: Telefon Kulübesi


"Telefon Kulübesi" isimli programı sonunda bende izledim. Ne şeref ne şeref :) İçeri ki odada çalışan tv.den gelen sesleri duyup "Bu da ne?"diye koştum resmen. Gıcık bir ses insanları azarlıyor; insanlar da onun dediğini kuzu kuzu yapıyordu. Rezalet bir şey. Hele topuklu ayakkabı giymiş bir çocukla ilgili bir bölüm vardı ki. Sinirlendirdi artık beni. Herkes mutlaka 1 defa seyredip en kötü nasıl olurmuş görmeli diyorum ben

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Kötü: İyi Vampirlerimiz :)



Gerçekten Çirkefcim son yıllarda yapılan vampir filmlerinde
(korku filmi değilse tabi) vampirleri seksi, kaliteli ve iyimsi olarak kurguluyorlar. Bu furya "Angel" ile başladı sanırım. Ama O da hakkaten tam baş kahramandı yani. Ne yalan söyliyim hiç kaçırmadan izlerdim. Onu ve Buffy the Vampire Slayer'ı tabi ki..

Bu kış "The dresden files" diye bir sezonluk dizi seyrettin Dvd.den orda da çok güzel, seksi ve iyimsi bir vampir hatun vardı ki sormayın.. Gerçi o kahraman değildi ama hakkaten hoştu. Yeni çıkan Alacakaranlık serisinde de bu tarz bir konu varmış; ben henüz okumadım ama okumayı şiddetle istiyorum.
Şiddetle kısmı biraz güçlü bir habir oldu galiba ama vampirlerle ilgili bir yazı yazarken ağzımdan çıkıverdi :)

Kötü:Asıl Sarışın

Şu Atv ödün vermeden :) yazına kesinlikle katılıyorum. Sanki kendimiz melekmişiz gibi başkalarını eleştiririz. Onlar düşer biz onların düşmelerine güleriz. Daha pek çok şey.
Ben mesela şu Banu Alkan'ın sarışın aptal rolü mü oynadığını yoksa hakkaten mi öyle olduğunu da merak ederim. Sırf bizi güldürmek için de böyle davranıyor olabilir. eee o zaman asıl sarışın bizmi oluyoruz ona kandığımız için?

Çirkef: ATV ödün vermeden neremde...











Efenim neymiş ATV ödün vermeden zirvedeymiş. Yöneticileri de pek zekiymiş. Bir dolu aptal yada aptal numarası yapan kızı bir odaya kapat. Stüdyoda da güya zeki rolü oynayacak ama zeka olarak kızlardan çokta farklı olmayan şavşak gençleri doldur. Millet de bunu izlesin eğlensin.

Yok tek kabahatli onlar değil. Biz milletce başkalarının aptallıklarını izlemekten zevk alırız bu sayede kendimizi pek bir akıllı hissederiz. Nerden mi biliyorum? Tabi ki kendimden...
Not: Hale Caneroğlu'nu yüzündeki ifade de nedir???

3 Temmuz 2009 Cuma

Kötü: Unutulmaz senaryo


















Geçen akşam yok böyle bir senaryo dedirten bir dizi başladı "UNUTULMAZZZZ" Orta düzey ama düzgün bir ailede yanyana yaşayan ii kız kardeş var. Abla büyük bir şirkette üstlere kadar tırmanmış iyi bir yönetici; ve tabiki patronla çıkıyorlar. Adam kıza evlenme teklif ediyor ve tatile gidiyor. Tesadüf bu ya ablanın güze kız kardeşi de aynı yerde tatilde. veee tabiki bir aşk yaşanıyor hatta içkili bir gecenin sabahında aynı yatakta uyanıyorlar. vs vs vs gerisi mühim değil.

Şimdi bizi şapşal yerine koymalarına izin vermeden hemen soruyu soruyorum "Bu teknoloji çağında abla kız kardeşine sevgilisinin yada patronunun resmini hiç mi göstermemiş? Kız kardeşi hiç mi merak etmemiş. Topluca çıkılan yemklerde de mi yokmuş fotograf makinası yada resim çeken bir telefon.. Ablasının şirketine de mi gitmemiş, tanıştırılmamış bu kızcağız?" Ben filmin başından seyretmedim ama bir açıklama yapıldıysa da bence mantıklı falan değildir. Ama yine de merak ettim cevabı bilen varsa yazabilir mi?

2 Temmuz 2009 Perşembe

Çirkef: Vampir dosyasını açıyorum

CNBC-e Yeni bir dizinin yayınlanacağını duyuruyor. "Moonlight"...
Henüz sadece tanıtımını izledim. Eskiden filmlerde vampirler hep kötü ve yenilgiye mahkum olurlardı. Son zamanlarda ise vampirler başroldeler ve kahramanlar.


Öncelikle moonlight 16 bölümden oluşan tek sezon sonrası devamı çekilmeyen bir dizi. Hayranları ikinci sezonun çekilmesi için kampanyalar başlatsa da diznin yayınına son verilmiş. Losangelos'ta yaşayan dedeftif vampir denince tabiki aklıma Yine CNBC-e de yayınlanmış olan Angel geliyor.

Twilight ise şu sıralar kitabı ve filmiyle ortalığı kasıp kavuruyor.
En son seyrettiğim ise beğenerek izlediğim True Blood.


Hepsinin konusu aynı son derece karizmatik yakışıklı ve iyi kalpli erkek vampir ve insan kadın arasındaki aşk. Seyrine doyum oluyor mu derseniz. Cevabım HAYIR.

Çirkef: Josh Holloway VS Kıvanç Tatlıtuğ


Aşk-Memnu diyince aklıma gelen Kıvanç mı? Josh mu? Sorusu oluyor. Söyleyin bakalım sizce hangisi karar vermenizi kolaylaştırmak için
Josh Holloway VS Kıvanç Tatlıtuğ
dosyasını açıyorum.....




Josh Holloway: Sawyer
20 Temmuz 1969, San Jose, Kaliforniya
hobileri yelken, snowboard, dövüş sanatları, motokros ve gitar çalmaktır
9 Nisan 2009 tarihinde Hawai'de Java adlı kızı dünyaya geldi.
Aerosmith'in Cry klibinde ki unutulmaz bir kliptir. Alicia Silverstone'un çantasını çalan hırsız Josh Holloway'dir.
X-Men'deki Gambit rolünü karakterin Sawyer'a benzemesinden dolayı reddetmiştir.
Solaktır.
Angel dizisinde bir vampiri canlandırmıştır.
Kıvanç Tatlıtuğ: Behlül
27 Ekim 1983, Adana
Profesyonel olarak Fenerbahçe S.K. ve Beşiktaş J.K. Ülker takımlarında basketbol oynadı.
2002 yılında Best Model Of The World (Dünya'nın en iyi mankeni) yarışmasını kazandı. Gümüş dizisiyle yıldızı parladı. Daha sonra Menekşe ile Halil'de Halil karakterini oynadı. Şimdi de Aşk-ı Memnu dizisinde Behlül Haznedar'i canlandırmaktadır.

Yetinmeyelim sevgililerini de şöyle bir yanyana dizelim:


Bunlar da dizi aşkları:




http://www.josh-holloway.com/

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Kötü: Aşk-ı Memnu

Az kalsın unutuyordum. Geçen akşam Aşk_ı Memnun'nun sezon finalini birkez daha seyrettim. Kesinlikle kaldırılmalı bence.
Ortada bir tane erkek var (tamam son derece yakışıklı, karizmatik, paralı) tüm kadınlar ona bakıp (abiyane bir tabir olacak özür dilerim ama gerçekten cuk oturduğu için kullanıcam) yalanıp duruyorlar. Hemde bu tavukların menşei belli. Kardeş gibi büyüdükleri Nihal, kendisine baba gibi yaklaşan amcasının karısı... En legal olanı nişanlısı rolündeki Elifcağız. Dizideki diğer hoş hatun eski sevgili; falan filannn.. Şimdi bunlar normalmiş gibi bi de üzerine Halid Ziya Uşaklıgil'i mezarında tepetaklak eden sevişme sahnesini de bir romantik bir tutkulu çekmişler inanamadım..

Bu kimin eli kimin cebinde diziler kaldırılsın arkadaşlar. Toplumun değer yargılarını alt üst ediyor; sapkın ilişkileri normalmiş gibi gösteriyorlar..

Kötü: Merhaba


Şimdi siz diyeceksiniz ki senin takma adın neden kötü. Çok mu kötüsün hakkaten :) yok yok arkadaşlar biraz karamsar ve eleştirici bir yapım vardır; o kadar. Yoksa kimseye bir kötülüğüm dokunmamıştır; şu ana kadar tabiii.
Valla ben çirkefin bahsettiği programı seyretmedim. Seyredermiyim.... bilemiyorum. Bu yüzden programın adına sanına değil, direkt o tarz programlara yorum yapmak istedim. Ne bekliyordunuz ki canım arkadaşlarım. Format belli. İnsanlara şapşal şapşal komutlar verip, kala dış sesle birde dalga geçip insaların gülmesini bekliyorlar. Ben şu kamera şakalarına da gülmedim hiçbir zaman. Hele düşenlere aslaaaa. Allah düşürmesin :)

Bende öpüyorum sizleri arkadaşlar

30 Haziran 2009 Salı

İyi: Merhaba


Merhaba

İlk merhabayı Çirkef'in yapmasını kararlaştırmıştık ancak bu kadar erken davranmasını beklemiyordum.

Canım Çirkef'im doğru söylemiş. Her ne kadar bu ismi ona biz verdiysekte biraz sivri dillidir o kadar.

İlk merhabanın ondan gelmesinin sebebi, medyadaki iyi, kötü ve çirkinlerin yerini çoktan çirkeflere bırakmasıdır. Canım arkadaşım aslında altın kalplidir ama en pervasızımız o olduğundan bu görev ona düştü. Daha ilk yazısından belli ki bu görevi layığıyla yerine getirecek.
Sevgiler...

Çirkef: Yeni bir başlangıç


Öncelikle adıma itiraz ediyorum. Çirkef filan değilim. Sanırım iyi ve kötü biraz kıskandılar beni...

Tabi ki bu blogun fikir anası olarak (ki belirtmek gerekirse anne olmak için henüz çok gencim) ilk yazıyı yazmak benim hakkım olduğundan laptopun başına oturup kolları sıvadım.
Bahsetmek istediğim program "Telefon Kulübesi" ilk bölümü yayınlandı. Açıkçası biraz zorlama olmuş. Tişörtünü çıkardığı sahneye kadar yakışıklılığını koruyan yarışmacımız tüm saflığına rağmen kendisine telefon kulubesi aracılığıyla verilen talimatları yerine getirip 25.000 liralık ödülü almaya çalışıyor.

Telefondaki sesin ukala olma çabası sırıtsada yemekteyiz sonrası gıcık dış ses furyası olması bekleniyordu zaten...

Ne yalan söyleyeyim karpuz görevi yaz sıcaklarında iştahımı kabarttı. Anti hijyenik koşullarda üretilmiş karpuz suyunu çevredekilerin fondip yapması ise tvye çıkma sevdasıyla mı yoksa yardım severlikle mi açıklanır onun kararını da siz verin.
Öptüm XO
Sevinin iyiler, titreyin kötüler...
Televizyonu çirkeflerden kurtarma harekatı kutlu olsun..